Özgür Özveren 11 Mayıs 2020

Bakıldığında oldukça masum ve vakit öldürmek yahut boş vakitleri değerlendirmek için yapılan bir aktivite gibi görünen oyun yada bilgisayar kullanmak. Bazı bireylerde bağımlılığa hatta saplantıya dönüştüğünü görebiliyoruz.Aslında bunun temel nedenleri arasında günümüz neslinin herşeye doğrudan ve kolaylıkla erişim sağlaması büyük bir etken madde olmuştur.


Eskiden ekonomik düzeyleri belli bir seviyenin üzerinde olan ailelerin erişebildiğini biliyorduk. Şimdi ise internet her eve ve her cebe girmiş durumda.Zaman böyle olunca çoğu çocuk oyuna dalıp sokaklara parklara çıkmadı.Baktığımızın zaman özellikle 2000 sonrası Milenyum kuşağı dediğimiz jenerasyonun zaten oyun oynamaktan başka çaresinin kalmadığı sanki içten içe psikolojik dayatma benzeri bir duruma giriyor.Neden böyle dediğimi örneği verdiğim zaman çok iyi anlayacağınızı düşünüyorum.Çocuk yada genç diyelim arkadaş çevresine girdiğinde tek sohbet konusu a oyunu konuşuluyor ; “kanka bu karakter böyle, ben dün şöyle oynadım böyle oynadım.” İster istemez ortamda oyunu oynamayan bireyde içten içe dışlanmışlık ve öteki hissetme durumu oluşuyor.Başka bir ortamda farklı bir arkadaş kitlesi ediniyor onlar da b oyununu oynuyor ve onun hakkında tartışıp konuşuyorlar.Hal böyle olunca saydığımız etmenler ve stres bireyi oyuna yöneltiyor.
Peki bağımlılık olduğunu ne zaman farkedersiniz? Ne tür durumlar oyun ve bilgisayar bağımlısı olduğunuzu gösterir? Öncelikle kişi oyuna bağımlı olduğunu kendisi değil ilk farkeden yakın çevresindekiler yani ailesi saptar. 2005 yılında Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre oyun bağımlılığının tıpkı kumar bağımlılığı gibi bir çeşit davranış bağımlılığı olduğu düşünülmektedir.Eğer bir kişi aşırı derece oyuna vakit ayırıyorsa,temel ihtiyaçlarını karşılamıyor veya erteliyorsa, diğer aktivitelerine ilgi kaybı yaşıyorsa ve en önemlisi kişi oyuna ulaşamadığında öfke, gerginlik ve sıkıntı hissediyorsa evet üzülerek söylemeliyim o kişi oyun bağımlısı bir bireydir.
Oyun bağımlılığının bireye en büyük zararı şüphesiz ki bana göre kendiyle ilgili algısını negatif yönde adeta artı sonsuz uzattığı gerçeğidir.Bazıları ise gerçek hayatta dışlandığını düşünerek oyunda bişeyler başarmanın ve takdir edilme duygusunu oyunda tattığını söyleyerek buraya kadar saydığımız semptomları kendisine kondurmaz özellikle ergen(yada alınmamaları için teen-age ) kardeşlerimiz.
Burda oturup bir nesil önceki jenerasyonun yaptığı gibi oyun oynamayı ve oyun oynayanları karalamak değil tabi ki yaptığımız.Aslına bakarsanız oyun oynamak (kararınca) insana çok şey katıyor.Harvard’ta 5000 çocuk üzerinde yapılan bir araştırmada oyun oynayan bireylerin diğer bireylere oranla;
– Daha iyi kordinasyon becerileri olduğu.
– Hızlı karar verdikleri
– Konsantrasyon ve odaklanma süreleri fazla olduğu
– Sorunlara hızlı çözüm ürettikleri.
– Okula ve sosyal alanlara hızlı entegre oldukları.
– Hayata karşı memnuniyetleri yüksek olduğu.

Sonuçlarına varılmıştır. Sözün özü dersek kararınca ve keyfini çıkararak oyun oynamanın kimseye zararı yoktur,aksine artı yönde faydaları vardır.Lütfen sizde bu güzel aktiviteyi bağımlılık haline getirip kendinizi ve çevrenizi yıpratmayınız.