Melih Gümüş 21 Nisan 2020

 İnsanlık tarihinin en büyük felaketi nedir diye sorarsanız, bulacağınız cevap Kara Veba olacaktır. 1330 larda Çinde ortaya çıkan hastalık 1400’lerin başında Avrupa’ya ulaştı ve 150 yıl süren etkisi Avrupa nüfusunun yarısının , tüm dünyada yaklaşık yüz milyon insanın hayatını kaybetmesine sebep oldu. Tarihin en büyük savaşı Ikinci dünya savaşında ise 60 milyon civarında insan hayatını kaybetti. Kara veba ve Ikinci Dünya Savaşı dolayısıyla ölenlerin sayısını yaşandığı dönemlerin dünyanın nüfusuna buna göre orantıladığımızda ise  çok daha dehşet verici sonuç ortaya çıkıyor. Kara Veba sadece büyük ölüme neden olmadı. Tüm Dünya’nın sosyolojik yapısını ve medeniyetlerin kaderini değiştirdi. 

 Yakın tarihin en büyük salgını ise 1918-1920 yılları arasında yaşanan Ispanyol Gribi’dir. Dünya nüfusunun yüzde 5’i bu virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Birçok tarihçe Birinci Dünya Savaşı’nın bu salgın nedeniyle sona erdiğini iddia ediyor. Salgın ilk olarak adını aldı, Ispanya’da değil, Amerika’nın New Meksiko eyaletinde ortaya çıktı. İspanyol gribi olarak adlandırılmasının sebebi ise Ispanya’nın birinci Dünya savaşına katılmamış olmasıdır. Savaş nedeniyle diğer devletler askeri sansür uygulamış salgın ilk olarak Ispanyol basını da konu edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk’te samsuna çıkmadan önce bu virüse yakalanmıştı.  

Mikroplar tahminen dünyada yaşayan ilk canlılardır Çoğu kendi başına yürüyemediğinden başka bir canlının vücudunu ele geçirerek üreme alanı yaratır. İnsanoğlu mikroplarla birlikte yaşıyor. Az önce yediğiniz şeyde ya  içinizde yada şuan dokunduğunu şeyde derinizin üzerinde mikroplar geziyor. Tabii ki bunların hepsi zararlı veya hepsi zararsız değil ama bazıları sağlığımızı ciddi şekilde tehdit ede bilir. Bedenimiz zararlı olanlara ateş ve ishal gibi belirtilerle tepki verir. Bazıları o kadar güçlüdür ki, bağışıklık sistemimizi çökertebilir. Ölüme kadar varan sonuçlara yol açabilir. İki tür mikrop salgınları neden olur Bakteriler ve virüslerdir.

 Virüslerin en korkutucu yanı ise türler arasında geçiş yapabilmesi ve mutasyona uğrayarak devamlı başkalaşım geçirmesi, bu şekilde hayvanlardan insanlara geçen virüslere zoonotik virüs deniliyor. Hepimizin yakın dönemde yaşadığı kuşlardan insanlara geçen kuş gribi aynı şekilde domuzlardan geçen domuz gribi gibi hastalıklar zoonotik virüslerin sebep olduğu hastalıklardır. Dünya çapında da yarasalardan bulaşan Ebola maymunlardan insanlara geçen ve AIDS e yol açan HIV virüsü sivrisineklerden geçen sıtma gibi görüşler de bazı bilinen diğer örnekleri.  Vahşi doğada henüz saptanamamış bir buçuk milyon virüsün olduğu tahmin ediliyor. Bu virüsler her yıl daha önce görülmemiş 5 yeni hastalığa sebep oluyor ve bu oran gittikçe artıyor. Bunlardan sadece bir tanesi bile önlem alana kadar 50 ile 80 milyon insan hayatını tehdit edecek seviyeye gelebilir.

İklim değişikliği ve küresel ısınma nedeniyle binlerce yıldır buzulların altında donmuş şekilde bekleyen virüsler açığa çıkmaya başladı. İnsan vücudu daha önce bu virüslerle karşılaşmadığı için direnç geliştirebilmiş değil.  Tanımlayamadıkları için tedavileri de geliştirilmiş değil. Ayrıca değişen habitat dolayısıyla bu virüslerin etki etme veya ortaya çıkma alanları da genişledi. Herhangi bir canlı bu virüsü kapıp insanlarla temas ettiği anda bir salgını başlatabilir. Örneğin  korona virüsün yılanlardan insanlara geçtiği düşünülüyor. Belki de koronavirüs anlattığım gibi bir yolculuk sonunda gelişmiş olabilir. distopik bir filmi senaryosu gibi ama gerçek.  Salgınlar doğal afetlerden çok daha büyük bir risk taşır. Doğal afetler sadece belli bir bölgeyi etkilerken, gelişmiş ulaşım olanakları sebebiyle salgınlar daha büyük alana yayılabilir ve çok daha fazla insan hayatının risk altına olabilir. Salgın hastalığın küresel yayılma tehlikesine kafanızda canlandırabilmek için bir örnek vereyim: Şu anda yaklaşık 20000 uçak havada milyonlarca insan gün içinde şehir, ülke, bölge ve kıta değiştiriyor. Ortaya çıkan bir virüs birkaç saat içinde binlerce kilometre  ötede etki etmeye başlayabilir.

 Özellikle 1900 lerin başından itibaren aşıların yaygınlaşması ve tıp biliminin gelişmesi, yaklaşık yüz yıldır tüm tehlikelerin önüne geçilmesini veya önceden engellenmesini sağladı. Gelişmiş iletişim ağı ve Dünya Sağlık Örgütü gibi organizasyonlarda müdahalenin hızlı ve organize olmasını sağlıyor. Bu yüzden Ispanyol gribinden bu yana salgınlar küresel bir krize dönüşmeden önlemler alındı ve engellendi ama önceden de belirttiğim gibi tanımlanmamış virüsler  her an bu başarı döngüsünü kırıp tekrar küresel bir felakete yol açabilir. Salgınlar sadece sağlığımız için değil, ekonomimiz için de büyük risk oluşturuyor. Örneğin 2003’teki SARS salgınının dünyaya maliyeti 40 milyar doların üzerinde Batı Afrika’da ortaya çıkan Ebola virüsünün maliyeti ise yaklaşık 53 milyar dolar.  Korona virüs birisi ise şuan 500 milyar dolarlık bir ekonomiyi tehdit ediyor. Zaten dünya gündemine oturdu andan itibaren ülke ekonomileri devamlı bir düşüş eylemi gösteriyor. Küresel bir salgının güncel maliyetin ölçümü açısından şu örneğe bakabiliriz: 

Ispanyol gribi bugün yaşansa dünyaya maliyeti 3 trilyon dolar olacaktı.  Başka ülkemiz olmak üzere birçok insan aliexpress’ten alınan ürünler dolayısıyla korona virüsü bulaşır mı diye merak ediyor. Uzmanlar bu konuda bu virüslerin yaşayabilmesi için bir canlının vücuduna enfekte olması gerekir diyor. Aliexpress’ten gelen kargoların. ulaşması 1 kaç gün veya haftaları alabiliyor. Bu şekilde de riskin olduğunun ama virüsün enfekte olmadan bu kadar uzun süre yaşamasının çok zor olduğunu belirtiyorlar. 2020 yılı hiç de iyi başlamadı, Amerika- Iran gerginliği, Avustralya’daki yangınlar, Elazığ’daki deprem ve KOBI Brant’in ölümü yeni 10 yıl diye kendimizi motive ederken, 20 günde daha ne olabilir ki düşüncesine geldik. konuya geri dönersek, virüsler ve salgın hastalıklar geleceğimizin bir parçası olacak çünkü çok daha sık görecekler ve etkileri gittikçe artacak.