Melih Gümüş 17 Nisan 2020

 2019-un Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü, Çin’in Wuhan şehrinde Koronavirüs Ailesi’nden yeni bir virüsün tespit edildiğini duyurdu. Virüsü bir şehir ya da ülke ile ilişkilendirmek istemeyen Dünya Sağlık Örgütü, salgının adını 11 Şubat’ta duyurdu “covid-19”.  Bu tarihlerde henüz birçok ülke yaklaşan tehlikenin farkında değildi. 

Virüs Nedir?


 Virüsler aslında canlı oldukları bile tartışmalı olan bir nükleik asit ve bunu çevreleyen protein kılıfa sahip yapılar.  Işık mikroskobu ile görülemeyecek kadar küçük olan virüsler sadece canlı hücrelerde çoğalabiliyorlar.  Bazıları bitkilerde bazıları da insanlarda ve hayvanlarda çeşitli hastalıklara neden oluyor. Bilinen binlerce çeşit virüsten bazıları insanlık tarihindeki büyük salgınları tetiklemişti.  Son salgında Koronavirüs ailesinin bilinen son üyesi olan covid-19 tarafından tetiklendi. 

Covid-19  vucüdümüzü nasıl etkiliyor?


Virüsler genellikle dokunma ve solunum yoluyla bulaşıyor. Korona virüsler temas ettiğimiz yüzeylerden yayılıyor.  Bu yüzeylerde ne kadar yaşayabildiği ise materyallere göre değişiklik gösteriyor. Virüslü yüzeylere dokunduğumuz ellerimizin yüzümüze götürdüğümüzde virüs, ağız, göz ya da burun yoluyla vücuda giriş yapıyor, vücuttaki en çok etki ise akciğer, dalak ve bağırsaklarda bırakıyor. Akciğerlerimizi kaplayan epitel hücrelerin üstündeki reseptöre bağlanan virüs, genetik materyalinin hücre zarından içeri enjekte ediyor.  Bu hücre virüsün genetik materyalinden gelen talimatla virüsü çoğaltmaya başlıyor. Zamanla daha çok virüs hücresi ile dolan vücut hücresi sonunda kendini imha ediyor. Eriyen hücredeki virüsler diğer hücrelere de aynı şekilde yayılıyor. Bu virüslerin yayılımı çok hızlı oluyor ve yaklaşık 10 gün sonra milyarlarca virüs akciğerleri enfekte ediyor. Korona virüsü bulaşan çoğu vakada bağışıklık sistemi yavaşça kontrolü ele alır ve virüsün diğer hücrelere bulaşmasını engeller. İyileşme süreci başlar. Kişiler hastalığı hafif semptomlarla atlatırlar.  Daha ağır vakalarda ise akciğerde ki virüsler koruma bariyerini yok etmeye başlar.  Bu durum nefes almamız da görev alan hava keseciklerini bakteriler tarafından işgal edilebileceği ortamlar haline getirir. Hastalar zatürreye yakalanır, solunum zorlaşmaya, hatta çalışmamaya başlar ve hastalar yaşayabilmek için solunum cihazlarına ihtiyaç diyor. Bakteriler ve virüsler kana karışır ve tüm vücudu sarar.  Bunun gerçekleşmesi durumunda ölüm olasılığı artar. Özellikle grip ile kıyaslanırsa korona virüs çok daha tehlikelidir.

Salgınla Mücadele İçin Neler Yapılır?


 Virüs ile enfekte olmuş kişi farkında olmadan başkalarına da virüsü kolaylıkla bulaştırabilir.  Benzer şekilde virüs bulaşanlar da diğer başka kişilere bu virüsü farkında olmadan bulaştırabilir.  Üstelik hastalık günlerce hiçbir belirti göstermeyebilir.  Yani kısa bir süre içinde binlerce kişi enfekte olabilir.  Güney Kore’de uzmanlar, enfekte olan kişilerin geçmişlerine baktıklarında ilk 30 hastanın gözetim altına alındığını, ancak 31 hastanın enfeksiyondan habersiz şekilde şehirlerarası seyahat ettiğini, bir trafik kazasına karıştığını, hastaneye gittiğini, hatta bir kilise ayinine katıldığını tespit etti ve tüm bunlar yaşanırken yüzlerce kişi ve virüsü bulaştırdığı tahmin ediliyor. Salgınlarla mücadelede en önemli güçlüklerden biri ülkelerin kısıtlı sağlık altyapısına sahip olmaları. Vakaların çok hızlı yayılmasından dolayı hastanelerdeki kapasitenin yetersiz kalmaya başlamasıyla tedavi görmeyen kişilerin hayatını kaybetmesi olası.  Üstelik diğer acil durumdaki hastalara hizmet verilememesi sağlık çalışanlarında enfekte olması söz konusu.  Bu da kapasiteyi azaltan bir durum.  Toplum olarak bir iste mücadele edilirken, seyahat kısıtlamaları, okulların kapanması, toplu etkinliklerin iptal edilmesi ve belirli bölgelerde karantina ilan edilmesi gibi çeşitli önlemler alınıyor. Bu önlemler sayesinde virüsün yayılma hızı azaltılıyor ve ölüm oranınında olabildiğince azaltılması hedefleniyor. Bu önlemlerin en temel amacı sosyal mesafe,  yani enfekte olma riskini azaltmak için diğer insanlarla aranıza fiziksel mesafe koymak.  Bunun yanında ellerimizi belirli aralıklarla 20 saniye boyunca sabunla yıkamanın virüsün etrafındaki kabuksu yapıyı dağıttı ve elimizde tutunmasını zorlaştırdığı biliniyor.  Ayrıca çok kullandığımız nesneleri dezenfekte etmemiz de tavsiye ediliyor.

Leave a comment.

Your email address will not be published. Required fields are marked*