Melih Gümüş 24 Nisan 2020

Uzun yıllar önce Allah Harut ve Marut isimli iki meleğin Babil şehrine gönderdi. Görevleri isteyenlere büyüyü öğretmekti.  Fakat büyü öğrenmek isteyen kişilere bunu öğretirken, bu bilgilerin karşılığının cehennem olduğunu söylemeden kimseye büyü öğretmezlerdi.  Harut ve Marut’un bu hikayesi kuranda şöyle anlatılıyor. “İnsanlara sihir öğretiyorlar ve Babil’de Harut ve Marut’a bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kafir olmayın.  Demeden kimseye bir şey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı.  Yemin olsun ki büyüyü her kim satın alırsa onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlard. Hakkıyla bilselerdi. Uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi”.  Allah bu ayetlerle Harut ve Marut isimli iki meleği iyi insanları denemek için gönderdiğini ve onlardan öğrenilen büyüleri yapmanın tek karşılığının cehennem olduğunu söylüyor.  Fakat birçok insan Cehennem’i kabul edip Harut ve Marut isimli iki meleğin öğrettiği büyüleri yaparak kendilerini sonsuza kadar lanetlemiş oldular. 

 Eski kitaplarda anlatılanlara göre bu iki melek insanların kötü huylarını insanların yalancı olduklarını gördüler ve Allah’a Biz onlardan daha iyiyiz, neden onları bizden üstün tutuyorsun diye sordular. Allahta bu iki meliğe  insanların nefsi olduğunu söyledi. Sonra da size nefes vereceğim, eğer günah işlerseniz, sizi de azaba çarptıracak dedi.  Harut ve Marut da bunu kabul ettiler fakat nefs sahibi olduklarında ikisi de bir çok günah işledi, sonunda da azaba çarptırıldılar.  İkisinin de cezası dünyada bir mağarada kıyamete kadar baş aşağı asılmak oldu. Harut ve Marut bir mağarada başaşağı asılı kalma cezası aldılar, aynı zamanda Allah’ın verdiği görevi tamamlayarak kıyamete kadar Cehennem’i kabul edenlere büyü öğretmeye devam ediyorlar. Eski alimler bu mağaranın Şam yakınlarında bir yerde olduğunu ve ancak büyük çaplı büyüler yapan ve cinliler tarafından haber verilmiş büyücülerin o mağaraya gidip Harut ve Marut’tan bilgi edinebileceklerini söylüyor.     Yine. eski alimlerin kitapların da tehlikeli ve bilgili bir büyücünün Şam’da bu mağaraya girişi şu şekilde anlatılıyor: 

 Büyü  Bilimin de ilerlemiştim.  Bir gün hocam bana gelerek eğer ilmini ilerletmek istiyorsam, Şam’daki Harut ve Marut’un bulunduğu mağaraya gitmem gerektiğini, bu mağaranın iki dağın arasında kaldığını söyledi. Şam diyarına yola çıktı.  20 günlük yoldan sonra burada tanıştığım muska yazan bir kadın bana mağaranın yolunu gösterdi. Ben de gittim.  Mağaranın girişinde çalılar vardı.  O çalıları temizlerken içeriden bir ses \”kimdir o\” diye bana seslendi.  İsmimi ve babamın ismini söyledim. İçeri girdiğimde ayaklarından aşağıya doğru asılmış iki varlık bana öğrenmek istediğim büyüleri sordu bende söyledim. Büyülerin nasıl yapılacağını anlattıktan sonra beni gönderdiler. Harut ve Marut’a iki topluluk arasında savaş çıkarmak için Ayın Hilal’in hangi şeklindeyken ve yılın hangi mevsiminde büyü yapmam gerektiğini sormuştum. Tanıştığım bir büyücünün Harut ve Marut ile karşılaşması ise şöyledir: 

 Büyü filminde ilerlediğim yıllarda bir gece emrim altındaki bir cinn-i bana görünerek istersem Şam’a gidip Harut ve Marut’tan bir takım sırlar öğrenebileceğimi söyledi.  Bende bir süre sonra Ramazan ayında Şam’a doğru yola çıktım. Şam’da kısa zaman kaldıktan sonra şehrin çok dışındaki iki dağ arasında kalan bir mağara önüne geldim. O sırada bir ses \”kimdir o \”diyerek bana seslendi. Kendimi tanıttıktan sonra \”Ey lanetli kul   izin verilenlerdensin içeri gir.\” dedi. Sonra küçük delikten içeri girdim. Mağaraya girdiğimde korkuyla titremeye başladım. \”bismillah. bismillah bismillah\”  İçeride iki iri yarı varlık, baş aşağı mağaranın tavanına asılmıştı.  Gözleri kan çanağına dönmüştü.  Onların Harut ve Marut isimli iki melek olduğunu anladığımda bana öğretecekleri şeyin karşılığının ancak cehennem olduğunu bunu kabul edip etmediğimi sordular.  Ben de kabul ettim. Öğrenmek istediğim büyüyü bana anlattılar. Sonra da oradan ayrıldım.  Bu yaşıma kadar şahit olduğum şeyler karşısında daha kötüsünü görmemiştim.  Allah’ın iki meleği azap içindeydi. Harut ve Marut Allah’tan aldıkları görevlerini kıyamete kadar devam ettirecek olsalarda onların nerede olduğunu ancak ilminde ustalaşmış ileri seviyedeki büyücüler cinleri aracılığıyla öğrenebilirler.  Kitaplarda. anlatılanlara göre Şam tarafındaki iki dalın arasında kalan ve insan bedeninin zor sığacağı girişi olan bir mağaradalardir.  Fakat unutulmamalıdır ki büyü yapana da yaptırana da Allah lanet eder  ve Kuran’a göre de bu iki melek \”Allahin lanetini kabul ediyor musun\” diye sormadan hiçbir şeyi öğretmezler.